konyalı mücahit şener...

ein Bild19 Yaşındaki Çeçenistan Sehidimiz Mucahid Sener...

--------------------------------------------------------------------------------

Mücahid 1984 yılında Konya’da dünyaya gelmişti. O’na isim olarak Mücahid’i seçenler, hiç yanılmamıştı.
Mücahid’de diğer akranları gibi güle-oynaya büyüdü. Ta ki, bir şeyleri akletmeye başlayana kadar… Çevresinde ve dünyada olanlara sessiz kalamazdı. Çeçenistan’daki müslümanlara yardım etmeye karar verdi. Hayallerini ve rahat olan yaşamını bıraktı. Kendisine yurt olacak olan topraklara yöneldi. Herkesin kendisine kardeş olacağı topraklara… Cihad bölgelerine gidip gelen insanlarla konuştu..

Şehid’imizin abisi anlatıyor:

“Genelde her zaman beraberdik. İnsanları çok seviyordu, insanlarda O’nu çok seviyorlardı. Çok şirin bir çocuktu. Allah, herkesin içine sevgi vermişti gerçekten. İmam Hatip yıllarını O’nun için dönüm noktası olmuştu. Filistin’de, Bosna’da, Çeçenistan’da müslümanlara yapılan bu zulmü gerçekten kınıyordu ve gerçekten çok üzülüyordu. Mücahid’i tanıyan herkes neye üzüldüğünü, niye istediğini biliyorlardı. Herkese diyordu “Ortada erkek yok mu? Bu mazlumlara, bu kadınlara, yardım edecek bir erkek yok mu?” diye. Şehadeti benim için sürpriz olmadı. Öylesine bizi alıştırdı ki, her zaman kendi kendime diyordum, bir gün şehid olacak.. Zaten yaşarken şehiddi.
Annem başta çok üzülüyordu. Allah, gerçekten sabır verdi.”
Şimdi, Mücahid’i davasında kendisine yoldaşlık eden arkadaşlarının anlattıklarıyla tanımaya çalışalım.

Yakın bir arkadaşı Mücahid’i şöyle anlatıyor.

“Mücahid, yaşıtlarının dünyaya bir karış havadan baktığı lise yıllarında, müslümanların bulundukları içler acısı duruma üzülüyor, acaba ben davam için neler yapabilirim? diye derin düşüncelere dalıyordu. Arkadaşlar zulmün son bulması için Allah yolunda, malımızla ve canımızla cihad etmeliyiz derdi.

Dava arkadaşlarından birine Mücahid dendiğinde ağzından şu kelimeler dökülüyor:

“Mücahid, dünyanın değişik bölgelerinde müslümanlara yapılan zulmü ve müslümanların zulme karşı verdikleri cihadı yakından takip ederdi. Rus zulmünün yüzyıllardır hüküm sürdüğü Çeçenistan’ın anlamın O’nun için çok farklıydı. Rus zulmüne karşı verilen cihadda şehit olan arkadaşları olmuştu. Mücahid’e cihadı ve şehadeti Çeçen Cihadı öğretti desek abartmış olmayız. Şehadetten bahsederken çoğu zaman boğazı düğümlenir, gözleri yaşla dolardı. Cihad etmeye 5.5 sene önce karar vermişti. Geceleri yaptığımız yürüyüşlerde cihad ve şehadetten bahsederdi. Cihad meydanında daha aktif olabilmek için koşmak, yüzmek gibi kondisyonunu artıracak sportif faaliyetleri yapmaya çalışırdı.”


Bir arkadaşı Mücahid’in cihad meydanına gitmek için her şeyin hazır olduğunu ve birkaç güne kadar yola çıkacağının haberini aldığında sevincinden yerinde duramaz olduğunu, Mücahid’in yüzüne eskisi gibi bakamadıklarını, yüzünün haya edilecek bir güzelliğe söylüyorlar.


Dava arkadaşlarından biri Mücahid ile ilgili bir anısını anlatıyor:

“Mücahid! İnşaAllah cenneti kazanırsak, hadi gezelim diye seni çağırdığımızda bizimle gelirsin değil mi? diye sordum. Mücahid bize gülümseyerek “Şu anda meşgulüm arkadaşlar, huriler beni bekliyor, daha sonra gezeriz” derim demiş ve hep beraber gülüşmüştük.

Mücahid’in arkadaşlarından biri, Mücahid şehid olduktan sonra gördüğü bir rüyayı şöyle anlatıyor.

“Mücahid’i rüyamda gördüm. Elinde uzun bir liste vardı. İçinde şehidlerin isimleri yazılıydı. Beşinci sırada onun ismini gördüm.”


Mücahid’in şehadetine tanık olan arkadaşı anlatıyor.

O hayatının baharında şehadeti kazanan yiğit bir gencti. O, Rabbinin cennetine aşıktı.. Rabbi’de O’nun isteklerini kabul etti ve O’nu şehidlerin mertebesine çıkardı. Bu asil genci nasıl anlatacağımı bilemiyorum. O’nu anlatırken aciz kalsam da anlatmaya çalışacağım.

“Ben bugünleri çok bekledim. Bugüne kadar sırtüstü çok yattım. Bugün ecir alma ve cennet için yatırım yapma zamanı” derdi.

Vallahi, O’nu, uzak-yakın hiçbir iş işin üşengeçlik yaparken görmedim. O, Allah Rasulunun şu hadisi hep tekrarlardı. “Allah yolunda tozlanan ayağa cehennem ateşi değmeyecektir.”
Mücahid’i ya cephane taşırken, ya sığınak kazarken, ya da mücahidleri gıda ve su taşırken görürdük. O, kendisinin boşa geçecek vaktinin olmadığına şartlandırmıştı.

21 Ağustos’da, tedavi için giden emirimiz Bilal ile gelmişti. Mücahid aramıza gelişinden bir ay sonra, emirimiz Bilal ile bir operasyona katıldı.


Mücahid, 2003’ün Ramazan ayının 27. gecesini nöbette geçirmişti. Sabah 8:30 sıralarıydı. Sığınakta kimimiz Kur’an okuyor, kimimizde günlük işleriyle meşgul oluyordu. Nöbetçi; Rusların etrafımızı sardığını ve saldırıya geçmek üzere olduklarını haber verdi. Hemen hazırlandık. Fakat Ruslar saldırıya başlamışlardı. Emirimiz Bilal, sığınaktan çıkar çıkmaz vurularak şehid oldu. Dışarıya çıkanlar iki-üç saniyede şehid oluyorlardı. Sığınağın önünde bir metrelik bir çukur kazmıştık. Dışarı çıkıp ateş ederek o çukura atlamayı düşündüm ve atladım. Bacağımdan ve yanağımdan hafif şekilde yaranlanmıştım. Benden sonrada Mücahid, benden tarafa doğru gelmeye başladı. Çukura tam atlarken diz kapağına büyük bir kurşun isabet etti. O’nu çukurun içine çektim ve çatışmaya oradan devam ettik. Mücahid’in dizkapağına isabet eden kurşun O’nu ağır bir şekilde yaralamış ve dizkapağı arka tarafa doğru kırılarak dönmüştü. Ruslarla aramızdaki çatışma devam ederken, Mücahid’in alnına bir kurşun daha isabet etti. O anda Rabbine ve özlemini duyduğu şehadete 19 yaşında kavuştu. O ve diğer kardeşler Kadir gecesinin sabahı şehid düştüler.

Mücahid, çok takvalı, cesur bir gençti. O hepimizden yaşça küçük olmasın rağmen davranışlarıyla bize örnek oluyordu. Yaşına oranla Kur’an ve Hadis bilgisi çok iyiydi. Elazığlı Bilal kardeşin emirlik yaptığı, benim ve Mücahid’in içinde bulunduğu grup, Allah’ın dinin üstün tutmak için, malı ve canı ile farklı ülkelerden gelen 14 yiğitten oluşuyordu. Bu gruptan şehid olamayan tek kişi benim.

O, peygamberin de dediği gibi, “Az zamanda çok iş yapan” birisiydi. Aramıza katılalı 4 ay olmuştu.

Abisi:

“Kardeşim Mücahid, Ramazan ayının 27. günü yani Kadir gecesinin sabahı 10:00 sularında şehid olmuş. Annem, kardeşimin şehid olduğu sıralarda bir rüya görmüş. Kur’an okuduktan sonra uyku basıyor. O an rüyasında Mücahid, ayakları bembeyaz nurlar içinde anneme doğru yürüyor. Daha sonra öğrendiğimize göre Mücahid, ayağından yara alarak şehid olmuş.

Rabbim şehadetini kabul etsin.. Bizi de onların yolundan ayırmasın
 
anket
 
Daha hiç anket oluşturulmamış!


günün sözü
 
Resimli Günün Sözü
www.dostyurdu.com

haberler
 






-Web-Uzmanı
karşılama
 
videolar
 
 
13336 ziyaretçi
Bir ayet bir hadis kodu Son dakika dini haber kodu Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol